YEDİ KOCALI “HÜRMÜZ”

-ANKARA-
Emperyalist cephe ile İran arasındaki savaş olmasa hiç kimse Hürmüz Boğazı’nın aslında dünya ekonomisindeki yerini ve önemini bu kadar açık bir şekilde öğrenemeyecekti; Ukrayna-Rusya Savaşı’nın başlamasıyla yemeğimize kattığımız ayçiçeği yağının Ukrayna’dan geldiğini ve insanların bu yağları stoklamak zorunda kalabileceğini tahmin dahi edemezdi.
Dünyada olan bitene bu kadar duyarsız kalmak sıradan insanı daha vazgeçilebilir hale getirdi. Bunu anlamak için resmi kaynaklardaki savaşlara bakmak yeterli olacaktır. Tarihte en kısa süren savaş 1896’daki Zanzibar Savaşı’ydı. İngilizlerle Zanzibarlılar arasındaki bu savaş 38 dakika sürdü ve 500 kişi öldü. Bu savaş belki tarihin en kısa savaşıydı ancak en az zayiatlı savaşı değildi. Uhut Savaşı’nda her iki taraftan ölenlerin sayısı toplam 115 kişi idi. Bedir Savaşı’nda ölenlerin sayısı ise 84 kişiydi. Hendek Savaşı’nda ise toplam ölü sayısı 16 kişiydi. Bugün ülkemizde trafik kazalarından ölenlerin haftalık sayısı bile bu sayıları geçiyor. Bu savaşlar bu kadar az zayiatla nasıl tarihe geçebildiler. Çünkü Müslümanlığın dönüm noktasını oluşturan savaşlardı.
Oysa 8 yıl süren Irak-İran Savaşı’nda (1980-1988) ölenlerin sayısının 400 bin ila 1 milyon insan olduğu tahmin ediliyor. Ki bu savaşta ABD’nin her iki tarafa da yasadışı silah sattığı ve bu satıştan elde edilen gelirin Nikaragau antikomünistlerine aktarıldığının ortaya çıktığı “İrangate Skandalı”nın patlak vermesine neden oldu. Diğer taraftan savaşan tarafların Müslüman olması, yani ölen ile öldürenin de aynı dinden olması başka bir trajediydi. Tarihte Hıristiyanların öldürdüğü Müslüman sayısı Müslümanların öldürdüğü Müslüman sayısının yanından dahi geçemez.
Hürmüz Boğazı’nın Orta Doğu’nun “yedi kocalı Hürmüz”ü olduğu ve dünya ekonomisinde felç edici bir etkiye sahip olduğunu anlamak için bir savaşın mı olması gerekiyordu? Kaldı ki ben bu yaşa geldim, çocuğun okuduğu ders kitaplarında bile Hürmüz Boğazı’nın esamisini duymadım.
Emperyalizm insanlığın zararına olacak işleri salt kendi işine geldiği için görmezden gelir. Bilmeyenler açısından hatırlatalım: İran ile ABD arasındaki mesafe 12 bin kilometreye yakındır. Ve emperyalizm kendisi ve dünya için en büyük tehditlerden birisi olarak İran’ı görür. Emperyalizmin mayasında sürekli düşman algısıyla savaş ekonomisini diri tutmak ve bu yolla hem ürettiği silahları satarak nemalanmak hem de günün sonundaki yıkımın tekrar inşacısı olmak vardır. Böylece ülkelerin kaynaklarını sömürmek için alan açılmış olur. Bu bir nevi insan kanından beslenmek anlamına gelir. Emperyalizme diğer bir tabirle “vampirizm” denmesi bundandır.
Orta Doğu’da ekonomileri kadar insanları da birbiriyle iç içe olan bölge ülkelerinin emperyalist senaryoların başkahramanları olması boşuna değildir. Bunu bir kumar masasına benzetebilirsiniz. Masada kim oynarsa oynasın günün sonunda kazanan her zaman masayı kontrol edendir. Bu gerçek hiç değişmez. Afrika ülkeleri sınırlarının cetvelle çizilmesinin nedeni masanın kazanmasındandır. Müslüman ülkelerin birbirleriyle savaşlar yapması ve savaşanların kaybedip savaştıranın kazanması da yine masanın kazanmasındandır.
Masa bir gün devrilecek ve bu masanın bağımlıları da özgürlüğüne kavuşacaktır. Yurtsuz sömürgenlerin ipliği pazara çıkacak, o zaman “Hürmüz” sevdiğine varacak ve hikâyenin sonunda insanlık kazanacaktır.

